Gümüş Şelale ve Paylaşmanın Sevinci

Ormanın Sessiz Kulübesi
Yüksek ağaçların arasında küçük bir taş kulübe vardı. Bu kulübenin bacasından her zaman ince bir duman tüterdi. Burada turuncu tüyleri olan, büyük çizmeler giyen bir kedi yaşardı. Kedi, gün boyu bahçesiyle ilgilenir ve akşam olunca şöminesinin karşısına geçerdi. Sütünü içerken dışarıdaki kuşların sesini dinlemeyi çok severdi.
Kedi, yalnız yaşamaktan oldukça memnundu. Eşyalarını düzenli tutar ve sessizliği her şeyden çok önemserdi. Şapkasını duvardaki askıya asar ve yumuşak minderine uzanırdı. Kendi kendine, Burada huzur içinde dinlenmek ne kadar da güzel, diye düşündü. Ormandaki diğer hayvanlar onun bu sakin halini uzaktan izlerdi.
Kulübenin çevresindeki yaşlı meşe ağaçları rüzgârla birlikte hafifçe sallanırdı. Sanki kediye eşlik etmek ister gibi dallarını birbirine sürterlerdi. Kedi ise sadece kendi dünyasında kalmak isterdi. Kimsenin onu rahatsız etmesini beklemiyordu. Ancak ormanın derinliklerinde başka bir hayat daha vardı.
Beklenmedik Bir Misafir
Ormanın diğer ucunda pırıl pırıl parlayan bir göl bulunuyordu. Bu gölün adı Kristal Göl’dü ve suları cam gibi berraktı. Gölün kıyısında Mavi adında minik bir peri yaşardı. Mavi’nin elbiseleri gökyüzü gibi parlaktı ve kanatları incecikti. O da en az kedi kadar meraklı bir kalbe sahipti.
Bir gün gökyüzü gri bulutlarla kaplanmaya başladı. Rüzgâr sertçe esince ormandaki ağaçlar telaşla yapraklarını döktü. Sert rüzgâr, nazik bir dev gibi ormanın içinde koşturuyordu. Küçük Mavi, rüzgârın gücüyle savrulmaya başladı ve kanatları biraz ıslandı. Uçmakta zorlandığı için sığınacak güvenli bir yer aramaya karar verdi.
Tam o sırada kedi kulübesinin penceresinden sızan sarı ışığı fark etti. Güçlükle uçarak kulübenin kapısına kadar ulaştı. Minik elleriyle kapıya usulca vurdu: tık tık tık. İçeride dinlenen kedi, bu sesi duyunca önce biraz şaşırdı. Kapıyı açtığında karşısında titreyen, minik bir canlı görünce bakışları yumuşadı.
Mavi, kısık bir sesle yardım istedi. Kedi başlangıçta düzeninin bozulmasından çekindi. Fakat perinin üşüdüğünü görünce hemen kapıyı sonuna kadar açtı. Onu içeri davet etti ve şömineye birkaç odun daha attı. İçerisi kısa sürede ısındı ve perinin kanatları kurumaya başladı.
Sessizliğin İçindeki Dostluk
Kedi, misafirine minik bir kapta ılık süt ikram etti. Yanına da taze bisküviler koyarak karnını doyurmasını bekledi. Mavi, sütün sıcaklığıyla birlikte kendine gelmeye başladı. İkisi de bir süre sessizce şömineyi izlediler. Kedi, bir başkasıyla aynı odayı paylaşmanın o kadar da zor olmadığını anladı.
Gece ilerledikçe kedi eski maceralarını anlatmaya başladı. Mavi ise gölün altındaki balıkların dansını tarif etti. Kedi, perinin anlattığı su altı dünyasını hayal ederken gülümsedi. Birlikte vakit geçirmek, ikisine de yalnızlıktan daha tatlı geldi. Odadaki saat tık tık işlerken, dışarıdaki fırtına yavaşça etkisini kaybetti.
Mavi, kedinin ne kadar iyi bir dinleyici olduğunu fark etti. Kedinin kulakları her kelimeyi dikkatle takip ediyordu. Bu sadece sesleri duymak değil, anlatılanları kalbiyle anlamaktı. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı ve gece huzura büründü. İki dost, sabahın ilk ışıklarına kadar neşeyle sohbet ettiler.
Gümüş Bir Hediye
Sabah olduğunda güneş, bulutların arasından nazikçe yüzünü gösterdi. Mavi’nin kanatları artık tamamen kurumuş ve parlamaya başlamıştı. Gitme vakti geldiğinde kediye teşekkür etmek için bir şeyler yapmak istedi. Birlikte bahçeye çıktılar ve toprağın kokusunu içlerine çektiler. Kedi, misafirine veda edeceği için biraz hüzünlüydü.
Mavi, küçük asasını toprağın üzerindeki bir taşa dokundurdu. O anda yerin altından şırıl şırıl sesler yükselmeye başladı. Berrak ve tertemiz bir su, bahçenin ortasından akmaya başladı. Minik bir şelale oluştu ve etrafa ferahlık yayıldı. Artık kedinin su içmek için uzaklara gitmesine gerek kalmamıştı.
Kedi bu güzel hediye karşısında çok mutlu oldu. Şapkasını çıkarıp nazikçe eğilerek Mavi’yi selamladı. Perinin bıraktığı bu güzellik, birine kapısını açmanın ne kadar değerli olduğunu gösteriyordu. Mavi gölün yolunu tutarken, kedi arkasından uzun süre el salladı. Bahçe artık eskisinden çok daha canlı ve neşeli görünüyordu.
Gökten üç su damlası düşmüş: Biri yardımsever kediye, biri vefalı periye, biri de bu öyküyü kalbiyle dinleyen tüm çocuklara.
Her iyilik bir tohum gibi toprakta yeşerir, sevgiyle sulanan her gönül çiçeklenir.



